Milli Akademi

Change (Değiştirilmiş) Araç Nedeniyle Uğranılan Zararın Sorumluları ve Sorumluluk Esasları

Change (Değiştirilmiş) Araç Nedeniyle Uğranılan Zararın Sorumluları ve Sorumluluk Esasları

Araç fiyatlarının artması ve ikinci el araca talebin artması neticesinde son yıllarda adını sıklıkla duymaya başladığımız “change” araç, yani hasarlı ya da hurdaya çıkmış araçların motor ve/veya şasi numaralarının çalıntı araçlarla değiştirilmesi işlemine rastlanmaktadır. Satıcının sıklıkla araç hırsızı yahut kaçakçı olduğu, alıcının da piyasa rayicine göre daha uygun fiyat arayışında olduğu durumlarda iki tarafın karşı karşıya gelmesi olasılık dahilinde olup ikinci el araç alım satımında dikkat edilmesi gereken noktaları kısaca açıklamak faydalı olacaktır. 

Belirtmek gerekir ki “change” araç, alıcının doğrudan fark edebileceği bir durum değildir. Her ne kadar uygulamada alıcı konumundaki kişiler eksper yardımı almakta, tescil bilgilerini sorgulamakta ve muayene istasyonlarına başvurmakta ise de yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda bu araştırmanın yeterli olmadığı görülmektedir. Bu noktada önemli olan, böyle bir durumla karşılaştığımızda kimlerin sorumluluğuna başvurabileceğimizi ve zararın tazminini kimden talep edebileceğimizi bilmektir. Sorumluluğuna başvurulması mümkün kişi ve kuruluşlar; idare, noterler, satıcı ve araç muayene istasyonları olarak gruplandırılabilir. 

1-) Change Araçtan İdarenin Hukuki Sorumluluğu;

Satın alınan aracın “change” araç çıkması durumunda öncelikle akla gelen “idarenin sorumluluğudur”. Zira edindiğimiz araç, edinim tarihinden evvel trafik siciline kayıtlı bir araç ise, tescilin tasarruf güvenliğini sağlama fonksiyonu bulunduğundan, devletin denetim ve gözetiminde bulunan bir sicile kayıtlı bir aracın “change” çıkmasından ilk başta idare sorumlu olmalıdır. Sicildeki bir eksiklik, idarenin hizmet kusurundan doğan sorumluluğunu gündeme getirmektedir. İdare, çalıntı olduğu bilinen araçlar bakımından trafik tescil bilgilerine çalıntı şerhi düşerek oluşabilecek ihtilafların önüne geçmelidir. Böyle bir şerh düşülmemesi halinde idareye başvuru yapılarak oluşan zararların tazmini talep edilebilecektir.

İdare bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinde gerek araç için ödenen bedelden gerekse de araca el koyulması halinde uğranılan maddi ve manevi zarardan, devlet de diğer sorumlularla birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulabilmektedir. İdarenin sorumluluğu, her olay özelinde ayrı değerlendirilmekte, kusurlu ya da kusursuz sorumluluk olarak karşımıza çıkabilmektedir. 

            “…Motorlu araçların trafiğe tescilinden amaçlanan, bu araçlar üzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanması ve çalıntı araçların bir başkası adına tescilinin önlenmesidir. İdarenin bu hizmeti yerine getirirken, kayıtlarını düzenli tutması, çalıntı ihbarı yapılmış taşıtlar listesi oluşturularak sürekli güncelleştirmesi, bu listedeki taşıtların model, motor ve şase numaraları ile tescili istenen aracın karşılaştırılması ve bu karşılaştırmanın imkanlar elverdiğinde çağın gereği olan bilgisayar ortamında yapılması gerektiği açıktır. Bakılan davada, davacıya ait aracın chance araç olduğu Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla da ortaya konulduğu, bu nedenle, tescil edilen araçlarla ilgili kayıtları eksik ve özensiz tutmak suretiyle bu aracı trafiğe tescil eden idarenin üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek hizmet kusuru işlediği ortadadır. Bu durumda, …toplamda 34.219,00-TL’nin tazminat olarak idareye başvuru tarihi olan 25.04.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi, davacının aracın güncel değeri üzerinden talep edilen fazlaya ilişkin maddi tazminat miktarına ilişkin istemin ise reddi gerekmektedir. Diğer yandan davacının satın aldığı araca el konulması ve devamında aracının müsadere edilmesiyle sonuçlanan süreçte davacının şahıs varlığını oluşturan hukuki değerlerin ihlal edildiği, yaşama sevincinin etkilendiği, huzurunun bozulduğu, dolayısıyla uğramış olduğu gayri maddi kayıplar manevi zararı meydana getirdiği sonucuna ulaşılmış olup davacının talep ettiği 4.000,00-TL’nin takdiren manevi tazminat olarak davalı idarece davacıya ödenmesi uygun bulunmuştur…” (İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, 8. İDD, E. 2019/991 K. 2020/1684 T. 8.12.2020)

“Bu durumda, davalı idarelerin, trafik tescil bilgilerine çalıntı şerhi düşerek aracın el değiştirmesini engellememesi yönüyle hizmeti kusurlu işlettiği, kusurlu işletilen trafik tescil işlemleri nedeniyle aracı üzerindeki tasarruf hakkını kaybeden davacının uğradığını ileri sürdüğü zararının tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır.” (Danıştay İDDK., E. 2019/1848 K. 2019/6513 T. 12.12.2019)

2-) Change Araçtan Noterlerin Hukuki Sorumluluğu; 

Noterlik Kanunu uyarınca noterlerin görevleri genel anlamda bir takım belge ve işlemlere resmiyet kazandırmak ve bu sayede hukuk güvenliğini sağlamaya yardımcı olmaktır. Uygulamada araç satış işlemleri noter kanalıyla yapılmakta olup “change” edilmiş bir aracın satışına resmiyet kazandıran noterlerin de bu işlemden sorumlu tutulup tutulamayacaklarını irdelemek gerekir. Zira KTK m.20/d’ye göre, tescil edilmiş motorlu araçların her türlü satış ve devirleri araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır, denilmekle; kişilerin noterde yapılan işlemlere güven duyması zorunlu kılınmıştır. Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde “Noterler bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.” denilerek noterlerin şartları gerçekleşmiş ise şahıslara verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmıştır.  Şahısların noter huzurunda tescil işlemi gerçekleştirilirken sunmuş olduğu belgeleri noterin kontrol yükümlülüğü var ise ve bu belgelerin aldatma kabiliyeti bulunmadığı halde noter yahut noterlik çalışanı usulsüz işleme resmiyet kazandırmış ise uğranılan maddi ve manevi zarardan, ilgili noterlik de diğer sorumlularla birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulabilmektedir. 

Yargıtay 3. HD.’nin 16/03/2020 tarih ve 2020/849E.,2020/2393K.sayılı kararında; noterin sorumluluğu kusursuz sorumluluk olduğundan, sahte belge ile araç satışında ispat yükünün notere ait olduğu, noterin sahte belgenin aldatma kabiliyetine sahip olduğunu ispat etmesi gerektiği, aksi taktirde doğacak zarardan sorumlu olacağı belirtilmiştir.

“…Davalı noterin sorumluluğu, Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine dayalı kusursuz sorumluluk olup, oluşan zarar ile davalı noter işlemi arasında uygun illiyet bağının kurulduğunun kabulü gerekir. Davalı noterin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde nedensellik bağının kesildiğini ispat külfeti ise, davalı notere düşmektedir. Hal böyle olunca, mahkemece; aslı temin edilemeyen, bu nedenle iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı tespit edilemeyen sahte nüfus cüzdanına istinaden, söz konusu araç satış işleminin yapıldığı, davalı noterin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, illiyet bağının kesildiğinin davalı noter tarafından ispat edilemediği, bozma sonrası ıslahın söz konusu olamayacağı dikkate alınarak, davanın 17.500,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…”(Yargıtay 3.HD. E.2020/849 K.2020/2393 T.16/03/2020 )

3-) Change Araçtan Araç Muayene İstasyonlarının Sorumluluğu;

31356 sayılı Araç Muayene İstasyonlarının Açılması İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelik ile muayene işlemine ilişkin esasların belirlendiği görülmektedir. Yönetmelikte “Araç muayeneleri, 2918 sayılı Kanun, Karayolları Trafik Yönetmeliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürürlüğe konulan tip onay yönetmelikleri, 26/10/2016 tarihli ve 29869 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların İmal Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ile bu Yönetmelikte yapılan düzenlemeler dikkate alınarak Ek–1’de belirtilen sınıflara göre ve asgari Ek–2’de verilen cetveldeki hususları kapsayan kontrol ve testleri içerir. Bu kontrol ve testlerin yapılması zorunludur.” hükmüne yer verilerek muayene istasyonlarının incelemesi zorunlu unsurlara değinilmiştir. Yönetmelikte yine, zorunlu olarak kontrol edilecek parçalara da yer verilmiştir. Bu parçalar arasında araç şase numarası ve motor numarasının yer aldığı görülmekte olup, motor numarası veya şase numarası değiştirilerek “change” hale gelen araçlar yönünden muayene istasyonlarının sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Uygulamada kişiler araç satın almadan önce ekspertiz ve araç muayene işlemleri yaptırmakta, aracın hasar durumunu tespit ettirmek istemektedir. Ancak “change” işlemi ancak dikkatli bir inceleme neticesinde tespit edilebilecek olup bu hususun özel olarak incelenmesini talep etmek önem arz etmektedir. Şayet araç muayene istasyonu tarafından “change” araca “hasarsız” ve benzeri, kusur gizleyen bir değerlendirme yapılmış ise bu noktada araç muayene istasyonlarının da mağdurun zararından sorumluluğu gündeme gelebilecektir. Aracın motor ve şasi numarasını kontrolle görevli olan muayene istasyonunun bu hususta ihmali bulunduğu anlaşılır ise zararın tazmini bunlardan da talep edilebilecektir. 

4-) Change Araçtan Satıcının Sorumluluğu; 

Aracın motor ve şasi numarasının yer aldığı levhalarda yapılan değişiklik, alıcı tarafından ilk bakışta fark edilemeyeceğinden kanunen “gizli ayıp” niteliğindedir. Gizli ayıp ilk bakışta fark edilemeyecek bir ayıp türü olduğundan satıcının sorumluluğu, aracı teslim ettikten sonra da devam etmektedir. Araç satışında gizli ayıp, ortaya çıktığında veya sahibi tarafından öğrenildiğinde derhal satıcıya bildirilmelidir. Gizli ayıp, ortaya çıktığı halde satıcıya bildirilmezse, araç bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır ve mağdurun satıcıya başvuru hakkına engel teşkil eder. Bildirim süresine riayet edilerek satıcıya başvurulduktan ve olumsuz cevap alındıktan sonra, kişiler yargı yoluna başvurarak satıcından da diğer sorumlularla birlikte zararın tazminini talep edebileceklerdir. Burada önemli olan koşulun satıcıya bildirimde bulunma yükümlülüğü olduğu unutulmamalıdır. 

“Somut olayda, davacının 10.05.2010 tarihinde davalıdan noter satış sözleşmesi ile satın alıp adına tescil ettirdiği aracın, motor numarasının değiştirilmesi nedeniyle zapt edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Açıklanan ilkeler doğrultusunda zapta karşı tekeffül hükümleri gereğince davacı uğradığı zararları akidi olan davalıdan isteyebilir. Hal böyle olunca; mahkemece Borçlar Kanununun 217 maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda taraf delilleri toplanıp değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (Yargıtay 13. HD. E. 2014/40668 K. 2015/35250 T. 2.12.2015)

“…Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü’nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme, TRAMER’e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Mahkemece, anlatılanlar ışığında değerlendirme yapılarak bir sonuca varılması gerekirken bu hususlar göz önüne alınmaksızın yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir”(Yargıtay 3. HD. E. 2020/7881 K. 2021/589 T. 28.1.2021)

Görüldüğü üzere, motor ve şasi numaralarında oynama yapmak, bunları yok etmek, okunamaz hale getirmek ve benzeri işlemlerle trafiğe çıkmaması gereken araçların alım satımı gerçekleştirildiğinde, bu araçları bedel ödeyerek edinen kimselerin mağduriyet yaşaması kaçınılmazdır. Zira er ya da geç bu durum tespit edilecek, beklenmedik bir zamanda aracınız elinizden alınabilecektir. Alınması gereken önlemler; dikkat ve özen yükümlülüğüne dikkat etmek, aracın muayenelerini eksiksiz yaptırmak, araca ait resmi kayıtları mümkün olduğu kadar sorgulamak ve satın almadan evvel motor ve şasi numarası incelemesini özel olarak talep etmek, araç satış bedelini banka kanalıyla ödemek ve olası bir zarar nedeniyle kimlere başvurabileceğimizi bilmektir. Yukarıda kısaca açıklandığı üzere “change” araç satışından aracı satan kimse, satışa resmiyet kazandıran makam, aracın muayenesini gerçekleştirerek usulsüz durumu tespit etmeyen muayene istasyonları ve “change” aracın trafikte seyretmesine neden olan idare müşterek ve müteselsilen sorumlu olabilmektedir. Sayılanların sorumluluk esasları her olay özelinde değişebilecek niteliktedir. Her durumda tüm bu sayılanların sorumlu tutulması mümkün olmayabilir. Bu nedenle olası bir mağduriyet durumunda ve hatta mağduriyet gerçekleşmeden önce muhakkak hukuki destek alınarak deneyim sahibi hukukçulardan bilgi edinmek yaşayacağınız mağduriyetin öne geçebilecek, mağduriyet gerçekleşmiş ise zararınızın eksiksiz giderilmesini sağlayacaktır.