Milli Akademi

Cinsiyet Eşitliği

Cinsiyet Eşitliği

CİNSİYET EŞİTLİĞİ

Cinsiyet eşitliği, bireylerin cinsiyetlerine göre maruz kaldıkları eşit olmayan davranışlar, tutumlar ve algıları anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Kökeni, toplumsal cinsiyet rollerindeki farklılıklardır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, erkek ve kadının kamusal ve özel yaşamın tüm alanlarının eşit ve yetkilendirilmiş şekilde katılımını ifade eden bir insan hakları kavramıdır.

Kişilerin insanlık onuru ve hakları açısından eşit olduklarını; kadınların ve erkeklerin eşit hak, fırsat ve imkânlara sahip olması gerektiği düşüncesini ifade eder.

Cinsiyet eşitliği, tarihin başlangıcından bu yana tüm toplumlarda karşılaşılan bir sorundur. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarını engelleyen bu durum, onların sosyal ve ekonomik haklara tam olarak erişimini kısıtlar. Ayrıca, kadınların iş kısmında üst pozisyonlarda temsil edilmemesi, karar alma süreçlerinde kadın perspektifinin eksik kalmasına neden olur.

Sosyal hayatta kadınlar, kız çocukları baskıya maruz kalır. "Sen kızsın yapamazsın, bu iş kadınlara göre değil, kızlar tek dışarı çıkamaz, kızlar gece dışarı çıkamaz, kadın dediğin evinde oturur..." böyle sözler kadınları kısıtlar özgürlüğü yok eder bunları sadece kadınlar yapmaz diğer kadınlarda hem cinslerine karşı kısıtlayıcı davranır kendileri kısıtlanmış, kızsın denilerek aşağılanmış, baskıya maruz kalmış olmalarına rağmen kendi kızlarına hemcinslerine de bu baskıyı uygularlar.

Cinsiyet eşitsizliğinin diğer bir yönü ise erkeğin kadının yaptığı bir davranışı yaparak çevresinden "erkeksin kadın gibi davranma, karı mısın oğlum sen..." gibi ithamlara maruz kalır. Erkek ve kadın işleri ortaktır bir ayrım gözetilemez.

Eğitimde cinsiyet eşitsizliği ciddi bir sorundur. Kız çocuklarının eğitime erişimlerinin kısıtlanması, onların potansiyellerini tam anlamıyla kullanamamalarına neden olur. Kızları okula göndermemek köle gibi eve hapsedip eşya gibi bir başkasına vermek ve bunun adını da evlilik koymak belli kesimlerde doğal, normal olarak karşılanıp uygulanmaktadır. Günümüzde de çocuk gelinler olarak örneklerini görmekteyiz. 

Toplumsal cinsiyet rolleri, kültürel, dini ve tarihsel sebeplerle şekillenir. Ancak, bu roller genellikle kadınların ev içindeki işlere, bakıcılık görevlerine sınırlarken; erkekleri ekonomik ve siyasi alandaki liderlik rollerine yönlendirir. Bu ayrım, kadınların işgücüne katılımlarını, eğitim fırsatlarına erişimlerini vi siyasi temsillerini kısıtlamaktadır.

Kadın, erkek olarak ayırmamak insan, birey, kişi olarak görmek çok önemlidir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışı, 1979 yılında "kadınlara karşı her tür ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi"nin (CEDAW) kabulüyle uluslar arası bir norm haline gelmiştir.

Türkiye ise bu sözleşmeyi 1985 yılında imzalayarak resmi olarak kabul etmiştir ve ardından 1986 yılında TBMM tarafından onaylanmıştır.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği belli zamanlarda erkekleri belli zamanlarda kadınları sınırlandırmış, itmiştir. Tabi bu bu eşitsizlikte en çok yarayı geri planda kalan kadınlar almıştır.

Kadın insandır, erkek insanoğlu.(Neşet Ertaş)

Çikolata?

Çikolata?

Engellilik

Engellilik

Aile Nedir.

Aile Nedir.