Milli Akademi

HAYVAN HAKLARI

HAYVAN HAKLARI

HAYVAN HAKLARI 

Neden biz insanlar kendimizi bu kadar üstün görüyoruz? Bu dünya sadece bize mi ait? Hayvanlar bizimle aynı havayı soluyor, aynı güneşin altında ısınıyor. Ama biz, çoğu zaman onları görmezden geliyoruz. Sanki burada sadece biz varmışız gibi davranıyoruz. Halbuki onlar da hissediyor, acıkıyor, korkuyor. Onların da yaşamaya hakkı var.

Etrafımıza bir bakalım. Sokakta üşüyen bir köpek, çöplerde yiyecek arayan bir kedi ya da küçücük bir kafeste hapsedilmiş bir kuş… Hepsi sessizce bizim yardımımızı bekliyor. Ama biz çoğu zaman kafamızı çevirip görmezden geliyoruz. Çünkü işimize gelmiyor. Daha doğrusu, onları düşünmek için zaman ayırmak istemiyoruz.

Hayvan hakları dediğimiz şey aslında çok basit bir konu. Onların yaşama hakkına saygı duymak, canlarını yakmamak ve doğalarına uygun bir hayat sürmelerine izin vermek. Ama bunu bile yapmakta zorlanıyoruz. Mesela neden eğlence için hayvanları kullanıyoruz? Neden bir sirkte, zincirlenmiş bir fili alkışlayarak izlemek bize normal geliyor? Ya da bir hayvanın kürkü bizim için bir "moda" olabilir mi?

Aslında bu kadar zor değil. Hayvanlara biraz sevgi ve saygı göstermek yeterli. Bir sokak kedisine mama bırakmak, bir köpeğin başını okşamak, yaralı bir kuşu veterinere götürmek... Bunlar küçük şeyler gibi görünebilir ama o hayvan için dünyanın en büyük iyiliği olabilir.

Hayvan hakları sadece sokak hayvanlarıyla sınırlı değil. Çiftliklerde kötü koşullarda tutulan hayvanlar, deney laboratuvarlarında acı çeken canlılar, avlanarak öldürülen hayvanlar... Hepsi bizim vicdanımıza emanet. Ama vicdanlarımızı ne kadar dinliyoruz, orası tartışılır.

Bence hayvan haklarını savunmak bir seçim değil, bir zorunluluk. Çünkü biz onların sesiyiz. Onlar kendi haklarını savunamaz, bize muhtaçlar. Ve biz bu sorumluluğu taşımayı reddettiğimiz sürece, dünya daha kötü bir yer olmaya devam edecek.

Sonuç olarak, hayvanlara yapılan her iyilik aslında kendimize yaptığımız bir iyilik. Çünkü bu dünyada sadece insanlar yok. Bizim dışımızda da canlılar var ve onların da en az bizim kadar yaşama hakkı var. Belki de biraz durup düşünmek ve onların sessiz çığlıklarını duymaya çalışmak gerek. Belki de her şey, bir kap su koymak kadar basit bir yerden başlar.