Meslek Etiğinin Meslek Yaşamı Üzerindeki Etkileri
Gündelik yaşantımızda sık sık etikten bahsederiz. Hoşlanmadığımız söz, tavır, tutum ve davranışları “Bu hiç de etik değil.”, “Bu yaptığın etik olmaz.” vb. ifadelerle eleştiririz. Bazen de etik ilkelere, kurallara atıf yaparız. Bu ilke veya kurallar; ya bireysel eylemlerimizin ya da pek çok bireyi, toplumun genelini ilgilendiren siyasal, hukuksal karar veya uygulamaların değerlendirilmesinde başvurulan ölçüt işlevi görür. Bu ölçüte göre söz konusu eylemler, karar veya uygulamalar etik olmakla nitelendirilir. Son zamanlarda ayrıca kimi meslekler için uyulması gereken standartları ifade etmek amacıyla da etik kelimesinin kullanıldığını görüyoruz.
Etik kelimesinin bütün bu çeşitli kullanımlarının yanısıra gündelik dilde çok daha yaygın kullanılan ahlâk, ahlâki, ahlâklı, ahlâksız ve türevi kelimeler de vardır. Sık sık toplumun ahlâkının bozulduğundan şikâyet ederiz. Karşımızdakini ahlâka aykırı davranmakla suçlarız; pek çok davranışı ahlâki bulmayız. Bununla birlikte kendimize ve mensubu olduğumuz topluluğa, ulaşılması gereken birtakımahlâki hedefler tayin ederiz. Ahlâkı, zaman zaman bir karakter özelliği sayarız; ahlâklı olana, karakterli deriz; ahlâksız addettiğimizi karaktersiz veya karakteri bozuk olarak nitelendiririz. Sadece gündelik konuşmalarımızda değil bu konuda yazılmış kitaplarda dahi çoğunlukla birbirinin yerine kullanılan ahlâk ile etik kelimelerinin, aslında ne anlama geldiği, aralarında nasıl bir ilişki olduğu, bir eylemin, ilişkinin, bir durumun, bir sözün veya yargının ne zaman ahlâki olduğu, ne zaman etiğin alanına girdiği konusu ilk bakışta belirsizdir.
Bu ünitede gündelik dilde sürekli kullanılan fakat çoğu zaman birbirine karıştırdığımız, kullanım alanları arasındaki farka pek de dikkat etmediğimiz ahlâk ile etik kavramlarının anlamı ve ilişkisi üzerinde durulacak, belli başlı etik teorileri ana hatlarıyla ele alınacaktır.