Hukukçular Birliği

FAO TÜRKİYE ORTAKLIK PEOGRAMI

FAO TÜRKİYE ORTAKLIK PEOGRAMI

FAO TÜRKİYE ORTAKLIK PROGRAMI

Dünya, iklim değişikliği, gıda güvencesizliği, su kıtlığı ve kırsal yoksulluk gibi sorunlarla giderek daha fazla yüzleşiyor. Bu sorunların merkezinde yer alan tarım sektörü hem çözümün hem de krizin ana unsurlarından biri. İşte tam da bu noktada, Türkiye ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) arasındaki FAO-Türkiye Ortaklık Programı (FTPP), sadece bölgesel değil küresel ölçekte de model teşkil eden bir iş birliği haline geldi. 2006 yılında başlatılan bu program, Türkiye’nin hem donör ülke olarak uluslararası kalkınma iş birliğindeki rolünü güçlendiriyor hem de çevresinde barış, istikrar ve refahın tarımsal dönüşümle desteklenmesini hedefliyor.

Programın Temelleri: Paylaşılan Deneyim, Ortak Sorumluluk

FAO-Türkiye Ortaklık Programı, 2006 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı ile FAO arasında imzalanan bir mutabakat zaptı çerçevesinde oluşturuldu. Programın amacı, yakın coğrafyadaki ülkelere teknik yardım sağlamak, tarımda bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmek, kırsal kalkınmayı desteklemek ve gıda güvenliğini güçlendirmek. Başlangıçta 10 milyon dolarlık bir Türk fonu ile başlatılan program, ilerleyen yıllarda hem kapsam hem de finansman olarak büyüdü.

Programın uygulama alanı oldukça geniştir. Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri, FAO-Türkiye iş birliğinin öncelikli coğrafyaları arasında yer alıyor. Bu bölgelerde yürütülen projeler; iklim değişikliğine dayanıklı tarım, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, kadınların tarımsal üretimde güçlendirilmesi, gıda güvenliği ve beslenme politikaları, doğal kaynak yönetimi ve kırsal girişimcilik gibi konulara odaklanıyor.

Bu yönüyle program, Türkiye’nin son yıllarda “insani dış politika” ve “bölgesel kalkınma diplomasisi” yaklaşımının en somut örneklerinden biri olarak da değerlendiriliyor.

Başarı Hikâyeleri: Bölgesel Etkiden Küresel Tanınırlığa

FAO-Türkiye Ortaklık Programı, bugüne kadar onlarca projeyi başarıyla tamamladı ve yenilerini başlatmaya devam ediyor. Özellikle Orta Asya ve Kafkasya bölgesinde yürütülen projeler hem bölgesel iş birliğini güçlendirdi hem de Türkiye’nin bilgi ve teknoloji kapasitesinin uluslararası düzeyde paylaşılmasını sağladı.

Örneğin, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’da yürütülen iklim dostu tarım projeleri, çiftçilerin toprak koruma, su verimliliği ve iklim riski yönetimi konularında önemli ilerlemeler kaydetmesine yardımcı oldu. Benzer şekilde, Kırgızistan ve Tacikistan’da kadın çiftçilerin üretim zincirine entegrasyonunu destekleyen projeler, hem toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağladı hem de kırsal hanelerin gelir düzeyini artırdı.

Türkiye, bu süreçte sadece finansman sağlayan bir ortak değil, aynı zamanda teknik bilgi ve uzmanlık aktaran bir merkez rolü üstlendi. Tarım, ormancılık, balıkçılık ve su yönetimi alanlarında Türkiye’nin ulusal deneyimleri, FAO aracılığıyla diğer ülkelere model olarak aktarılıyor. Böylece, Türkiye “yardım alan ülke” kimliğinden “bilgi paylaşan ülke” konumuna geçerek uluslararası kalkınma mimarisinde aktif bir oyuncu haline geldi.

FAO-Türkiye Gıda Güvenliği Ortaklık Programı: Yeni Bir Aşama

İlk programın başarısının ardından, 2014 yılında FAO ve Türkiye arasında FAO-Türkiye Gıda Güvenliği ve Tarım Ortaklık Programı (FTPP-II) başlatıldı. Bu yeni aşama, daha geniş bir finansal destekle (20 milyon dolarlık ikinci bir Türk katkısı) yürürlüğe girdi ve odak alanlarını daha stratejik biçimde belirledi.

FTPP-II kapsamında özellikle iklim değişikliğine uyum, doğal kaynak yönetimi, kırsal kalkınma politikaları, tarımsal biyoçeşitlilik ve kadınların güçlendirilmesi ön plana çıktı. Ayrıca bu dönem, programın sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SDG’ler) ile daha güçlü bir uyum yakaladığı dönem olarak dikkat çekti.

Bu ikinci aşamada, Türkiye sadece bölgesel değil, küresel düzeyde de etkin bir donör haline geldi. FAO bünyesinde oluşturulan Ankara Program Koordinasyon Ofisi, hem projelerin yürütülmesinde merkez işlevi gördü hem de Türkiye’nin FAO içindeki görünürlüğünü artırdı.

Türkiye’nin Rolü: Donör Ülkeden Kalkınma Liderine

FAO-Türkiye Ortaklık Programı, Türkiye’nin uluslararası kalkınma iş birliği anlayışında bir paradigma değişimini simgeliyor. Türkiye, klasik anlamda mali yardım sağlayan bir aktör olmanın ötesinde, bilgi, teknoloji ve iyi uygulama paylaşımı yoluyla “kalkınma ortağı” rolünü benimsedi.

Bu yaklaşım, Türkiye’nin Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere kamu kurumlarının, üniversitelerin ve araştırma enstitülerinin bilgi birikimini uluslararası platforma taşımakta. Ayrıca Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ile FAO arasındaki eşgüdüm, Türkiye’nin kalkınma diplomasisini daha bütüncül hale getiriyor.

Türkiye’nin bu program aracılığıyla verdiği mesaj oldukça net: “Kalkınma yardımı, dayanışma temelli olmalı; kalıcı etki, yerel kapasitenin güçlenmesiyle sağlanır.”

Geleceğe Bakış: İklim, Su ve Gıda Üçgeninde Ortak Çözümler

Gıda güvenliği, iklim değişikliği ve su yönetimi önümüzdeki on yılın en kritik gündem başlıkları olacak. FAO-Türkiye Ortaklık Programı da bu farkındalıkla üçüncü aşamasına hazırlanıyor. Yeni dönemde özellikle su verimliliği, dijital tarım teknolojileri, yenilenebilir enerji kullanımı, tarımsal üretimde karbon ayak izinin azaltılması ve iklim direncine sahip tarımsal sistemlerin kurulması gibi alanlar öne çıkacak.

Ayrıca Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefiyle uyumlu olarak, FAO ile yürütülecek yeni projelerin de yeşil dönüşüm odaklı olması bekleniyor. Bu, yalnızca Türkiye için değil, tüm bölge ülkeleri için ortak bir sürdürülebilirlik vizyonu anlamına geliyor.

Sonuç: Ortaklık Modelinden Küresel Dayanışmaya

FAO-Türkiye Ortaklık Programı, sadece bir kalkınma projesi değil; bölgesel dayanışma, sürdürülebilirlik ve bilgi paylaşımı temeline dayalı bir vizyonun ürünü. Tarımsal üretimden iklim direncine, kırsal kalkınmadan toplumsal eşitliğe kadar birçok alanda etkisini hissettiren bu program, Türkiye’nin uluslararası sistemdeki “aktif ortak” kimliğini pekiştiriyor.

Dünya, artan krizlere ortak çözümler ararken, Türkiye’nin FAO ile yürüttüğü bu model, “kapsayıcı kalkınma ve ortak sorumluluk” ilkeleri doğrultusunda umut verici bir yol haritası sunuyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com