Hukukçular Birliği

GENELLEŞTİRİLMİŞ PREFERANSLAR SİSTEMİ

GENELLEŞTİRİLMİŞ PREFERANSLAR SİSTEMİ

GENELLEŞTİRİLMİŞ PREFERANSLAR SİSTEMİ

Küresel ticaretin karmaşıklığı, ülkelerin ekonomilerini güçlendirmek ve dünya pazarında daha fazla söz sahibi olmak isteyen gelişmekte olan ülkeler için önemli fırsatlar ve zorluklar sunuyor. Bu bağlamda, Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi (GSP), gelişmekte olan ekonomilere ihracat avantajı sağlayan kritik bir araç olarak öne çıkıyor. Peki, GSP tam olarak nedir ve nasıl çalışır?

GSP’nin Temel Mantığı

Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi, temel olarak gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerden yapılan ihracata gümrük vergisi indirimleri veya muafiyetler tanıdığı bir uygulamadır. Sistem, özellikle sanayi ürünleri ve bazı tarım ürünlerinde tercihli tarifeler sunarak, gelişmekte olan ekonomilerin küresel pazarlara daha kolay erişmesini sağlar. Bu sayede, söz konusu ülkeler ihracatlarını artırabilir, döviz gelirlerini güçlendirebilir ve ekonomik büyümelerini hızlandırabilir.

GSP’nin mantığı basittir: Eğer gelişmekte olan bir ülke belirli kriterleri karşılıyorsa, ürünlerini gelişmiş ülkelere normal tarifeler yerine indirimli veya sıfır tarifelerle satabilir. Bu da hem rekabet avantajı hem de ürün çeşitliliği açısından büyük fırsatlar yaratır.

Tarihçesi ve Küresel Uygulamalar

GSP, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, dünya ticaretini yeniden canlandırmak ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini desteklemek amacıyla ortaya çıktı. İlk olarak 1960’larda Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen sistem, özellikle ABD ve Avrupa Birliği gibi büyük ticaret blokları tarafından uygulandı. ABD GSP Programı, 1974 yılında yürürlüğe girerken, Avrupa Birliği GSP’si de 1971’den itibaren gelişmekte olan ülkeler için geçerli oldu.

Günümüzde, GSP sistemi hem tek taraflı (tek bir ülke tarafından uygulanan) hem de çok taraflı (birden fazla ülkenin ortak uyguladığı) biçimlerde işliyor. Örneğin, Avrupa Birliği, “GSP+” adıyla daha gelişmiş bir tercih programı sunarak, insan hakları, çevre ve iyi yönetişim kriterlerini karşılayan ülkeleri ek avantajlarla ödüllendiriyor. ABD’nin programı ise bazı ürünlerde vergi muafiyeti sağlayarak, özellikle tarım ve tekstil sektöründeki gelişmekte olan ülke ihracatçılarını destekliyor.

GSP’nin Gelişmekte Olan Ülkelere Etkisi

GSP, küçük ve orta ölçekli üreticilerden büyük ihracatçılara kadar geniş bir yelpazeye ekonomik fırsatlar sunuyor. İhracatçılar, düşük tarifeler sayesinde ürünlerini daha rekabetçi fiyatlarla küresel pazara sunabiliyor. Bu durum özellikle tekstil, ayakkabı, elektronik ve tarım ürünlerinde belirgin bir etki yaratıyor.

Öte yandan, GSP yalnızca ekonomik bir araç değil; aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin sanayi altyapısını güçlendirmesi, ihracat odaklı büyüme stratejilerini hayata geçirmesi ve küresel standartlara uyum sağlaması için de bir motivasyon yaratıyor. Birçok ülke, GSP kapsamında ihracat avantajı elde edebilmek için üretim süreçlerini modernize ediyor, kalite standartlarını yükseltiyor ve uluslararası sertifikasyon sistemlerine uyum sağlıyor.

GSP’nin Sınırlamaları ve Eleştiriler

Her ne kadar GSP, gelişmekte olan ülkelere fırsatlar sunsa da eleştiriler de yok değil. Öncelikle, sistem tamamen gelişmiş ülkelerin inisiyatifine dayanıyor; yani GSP avantajları, bu ülkeler tarafından tek taraflı olarak belirleniyor ve değiştirilebiliyor. Bu da ihracatçılar için belirsizlik yaratıyor.

Ayrıca, GSP kapsamında bazı ürünler sınırlı tutuluyor ve çoğu zaman yüksek katma değerli ürünler sistem dışında kalıyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin daha teknolojik ve yenilikçi sektörlerde rekabet etmesini zorlaştırıyor. Dahası, bazı eleştirmenler, GSP’nin gelişmekte olan ülkeleri uzun vadeli olarak bağımlı bir ticaret modeline sokabileceğini öne sürüyor.

Geleceğe Bakış

GSP’nin önemi, küresel ticaret dengeleri değiştikçe artıyor. Özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük üretici ülkelerin yükselişi, küçük ve orta ölçekli gelişmekte olan ülkeler için rekabeti daha da yoğunlaştırıyor. Bu bağlamda, GSP avantajları, ihracatçıların maliyetlerini düşürerek rekabet gücünü korumaları için kritik bir araç haline geliyor.

Bununla birlikte, sistemin sürdürülebilirliği ve adil uygulanması için şeffaflık ve uluslararası standartlara uyum kritik önem taşıyor. Özellikle çevre ve insan hakları gibi sosyal kriterlerle desteklenen “GSP+” gibi modeller, sadece ekonomik değil, aynı zamanda etik ve sosyal sorumluluk açısından da gelişmekte olan ülkelere yol gösteriyor.

Sonuç

Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi, küresel ticaretin karmaşık yapısında gelişmekte olan ülkeler için bir köprü işlevi görüyor. Düşük tarifeler ve muafiyetler, ihracatçıları güçlendirirken, ekonomik büyüme ve uluslararası rekabetçilik açısından da fırsatlar sunuyor. Ancak sistemin sürdürülebilirliği, belirsizlikler ve sınırlamalar da göz önünde bulundurulmalı.

Gelecekte, GSP’nin daha kapsayıcı, şeffaf ve stratejik bir araç olarak kullanılması, gelişmekte olan ülkelerin küresel pazarda daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlayabilir. Ekonomi çevreleri, hükümetler ve iş dünyası, bu sistemi sadece bir ayrıcalık olarak görmek yerine, uzun vadeli stratejik bir fırsat olarak değerlendirmelidir.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com