Hukukçular Birliği

NET BORÇLANMA DENGESİ

NET BORÇLANMA DENGESİ

NET BORÇLANMA DENGESİ

Ekonomi dünyasında, devletlerin ve hatta özel sektörün mali performansını anlamak için kullanılan pek çok gösterge bulunuyor. Bunlar arasında belki de en kritik olanlarından biri, net borçlanma dengesidir. Peki, net borçlanma dengesi tam olarak neyi ifade ediyor ve neden bu kadar önemli?

Net Borçlanma Dengesi Nedir?

Basitçe söylemek gerekirse, net borçlanma dengesi, bir devletin ya da kurumun vergi gelirleri ile kamu harcamaları arasındaki farkın finansman ihtiyacını gösteren bir ölçüdür. Eğer devletin gelirleri, harcamalarını karşılamaya yetiyorsa, net borçlanma dengesi pozitif olur; yani borçlanmaya gerek kalmaz. Tam tersi durumda ise, açık verilir ve bu açık devletin ya da kurumun borçlanmasını gerektirir.

Net borçlanma dengesi, bütçe açığıyla yakından ilişkilidir, fakat farkı, yalnızca borçlanma ihtiyacını değil, aynı zamanda mevcut borç stokundaki değişimi ve faiz ödemelerini de dikkate almasıdır. Bu nedenle ekonomi uzmanları, net borçlanma dengesini izleyerek bir ülkenin mali sağlığını daha kapsamlı bir şekilde değerlendirebilir.

Türkiye’de Net Borçlanma Dengesi

Türkiye özelinde ele alındığında, net borçlanma dengesi son yıllarda ekonomik büyüme ve kamu harcamaları arasındaki dengeyi gözler önüne seriyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde kamu harcamalarındaki artış ve gelirlerin toparlanma hızı arasındaki uyumsuzluk, net borçlanma dengesinin negatif seyrettiği yılları ortaya koydu.

Örneğin, 2024 ve 2025 yıllarında, yüksek faiz oranları ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar nedeniyle devletin faiz giderleri arttı. Bu durum, net borçlanma dengesinin daha da bozulmasına yol açtı. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılının ilk üç çeyreğinde net borçlanma ihtiyacı, GSYH’nin yaklaşık %3,5–4’ü seviyesinde gerçekleşti. Bu, ekonomik daralmanın önüne geçmek için yapılan harcamaların, gelirler ile tam olarak dengelenemediğini gösteriyor.

Öte yandan, net borçlanma dengesindeki iyileşmeler, genellikle vergi gelirlerinin artışı, kamu harcamalarının kontrollü yönetimi ve mali disiplin önlemleri ile sağlanabiliyor. Türkiye’de uygulanan bazı vergi reformları ve kamu tasarruf tedbirleri, kısa vadede net borçlanma ihtiyacını sınırlasa da kalıcı etki için ekonomik büyümenin sürdürülebilir bir şekilde desteklenmesi şart.

Küresel Karşılaştırmalar

Net borçlanma dengesi, yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya ekonomileri için önemli bir gösterge. Avrupa Birliği ülkeleri örneğinde, Maastricht kriterleri çerçevesinde devlet borçlarının GSYH’ye oranı ve bütçe dengesi, ekonomik disiplinin temel göstergeleri olarak izleniyor.

Almanya ve Hollanda gibi ülkeler, genellikle net borçlanma dengelerini pozitif veya minimum açık ile yönetebiliyor. Bu durum hem faiz ödemelerinde tasarruf sağlıyor hem de ekonomik kriz dönemlerinde devletin müdahale kapasitesini artırıyor. Öte yandan, İtalya ve Yunanistan gibi bazı ülkelerde yüksek borçlanma ihtiyacı, ekonomik kırılganlığı artırıyor ve finansal piyasalarda risk primlerini yükseltiyor.

Net Borçlanma Dengesi ve Ekonomik Etkiler

Net borçlanma dengesinin bozulması, ekonominin pek çok alanını doğrudan etkiliyor. Öncelikle faiz giderlerinin artması, yatırımlar için ayrılacak kaynakları azaltıyor. Ayrıca, yüksek borçlanma ihtiyacı, merkez bankasının para politikası kararlarını da sınırlandırıyor; faiz artışları ve döviz müdahaleleri gibi önlemler daha maliyetli hale geliyor.

Öte yandan, net borçlanma dengesinin sağlıklı olması, ekonomik istikrar ve yatırım güveni açısından kritik. Yatırımcılar, borçlanma ihtiyacı düşük ve bütçe disiplini yüksek ülkelerde daha rahat hareket edebiliyor. Bu durum, doğrudan yabancı sermaye girişini ve kredi notlarını olumlu etkiliyor.

Türkiye’de Yol Haritası

Türkiye’de net borçlanma dengesini iyileştirmek için üç ana alanda politika geliştirmek mümkün:

Gelir Artırıcı Önlemler: Vergi tabanının genişletilmesi, etkin vergi tahsilatı ve yeni gelir kalemlerinin yaratılması.

Harcamaların Etkin Yönetimi: Kamu yatırımlarının önceliklendirilmesi, gereksiz harcamaların kısılması ve sosyal transferlerde verimlilik sağlanması.

Borç Yapısının İyileştirilmesi: Faiz ve vade maliyetlerini düşürecek borçlanma stratejilerinin uygulanması, iç ve dış borç dengelerinin optimize edilmesi.

Bu önlemler, hem net borçlanma dengesinin iyileştirilmesine katkı sağlar hem de ekonomide uzun vadeli sürdürülebilir büyüme ve istikrar için kritik bir zemin hazırlar.

Sonuç

Net borçlanma dengesi, bir ülkenin mali sağlığının, yatırım kapasitesinin ve ekonomik dayanıklılığının temel göstergelerinden biridir. Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için bu dengeyi korumak, sadece kısa vadeli bütçe yönetimi değil, aynı zamanda makroekonomik istikrar ve gelecek nesillerin ekonomik güvenliği açısından hayati öneme sahiptir.

Ekonomi uzmanları, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda net borçlanma dengesini iyileştirmesi durumunda hem yatırımcı güvenini artıracağını hem de ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapıya kavuşacağını vurguluyor. Bu nedenle, net borçlanma dengesi yalnızca bir mali gösterge değil; aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik geleceğini şekillendiren stratejik bir rehber niteliği taşıyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com