RUH SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ TOPLUMSAL TABULAR VE SONUÇLARI
Günümüz dünyasında ruh sağlığı, fiziksel sağlık kadar önemli bir konu haline gelmiş olsa da, toplumların büyük bir kısmında hala yanlış anlaşılmakta ve çeşitli tabularla çevrelenmektedir. Özellikle bazı kültürlerde, ruhsal rahatsızlık yaşamak bir zayıflıktır, hatta bir “ayıp” olarak görülmeye devam ediyor. Bu da bireylerin yaşadıkları sorunları dile getirmekten çekinmelerine ve gerekli yardımı almaktan uzak durmaların neden oluyor.
Birçok insan, depresyon, anksiyete veya başka bir psikolojik sıkıntı yaşadığında bunu bastırmayı tercih ediyor. Çünkü çevresinden “kafana takma”, “herkesin derdi var”, “güçlü ol” gibi cümleler duymakla yetiniyor. Bu söylemler çoğu zaman iyi niyetli söylense de, bireyin yaşadığı problemi küçümsüyor ve görünmez hale getiriyor. Zamanla bastırılan duygular daha da büyüyor, kişinin yaşam kalitesi düşüyor ve bu durum hem kişisel hem de toplumsal düzeyde ciddi sonuçlara yol açıyor. Toplumsal tabular, yardım aramayı da zorlaştırıyor.
Psikoloğa gitmek hala bazı çevrelerde “deli doktoruna gitmek ” olarak algılanabiliyor. Oysa fiziksel bir ağrımız olduğunda doktora gitmek ne kadar doğal ise, ruhsal bir sıkıntı yaşadığımızda da uzman desteği almak o kadar olmalı. Ancak bu önyargılar yüzünden insanlar ya problemlerini gizliyor yada çok geç aşamada destek alıyor. Bu durum sadece bireylerin değil, çevresindekileri de etkiliyor. Destek almayan bireyler ilişkilerinde zorlanıyor, iş verimi düşüyor, bazen de daha ağır sonuçlarla karşılaşabiliyor.
Ruhsal sorunların konuşulmadığı, bastırıldığı toplumlarda ise intihar oranlarının yükselmesi, yalnızlık duygusunun artması ve gelen mutsuzluk hali kaçınılmaz hale geliyor. Toplumsal olarak bu tabuları yıkmanın yolu, eğitimden ve farkındalıktan geçiyor. Ruh sağlığı konusunda açık, dürüst ve yargılamayan bir dil kullanmak, bu konuyu normalleştirmek ve insanların yardım aramasını teşvik etmek çok önemli.
Ruh sağlığı sadece kriz anlarında değil, günlük yaşamın bir parçası olarak ele alınmalı. Unutmamalıyız ki, insanın kalbi ağrıdan nasıl ki bu önemsenir ve tedavi aranırsa, zihni ve ruhu ağrıdığında da aynı ciddiyetle yaklaşılmalıdır. Çünkü ruh sağlığı, yaşam kalitesinin temel taşıdır. Bu konuda susmak değil, konuşmak; gizlemek değil, destek olmak toplumsal bir sorumluluktur.