Televizyonun Zararları
Araştırmalar, orta veya yüksek miktarda televizyon izlediğini bildiren kişilerin, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde beyinlerinde daha fazla bilişsel gerileme ve gri maddede azalma yaşadıklarını göstermektedir. Veriler, bir kişinin günlük ortalama televizyon izleme süresindeki her 1 saatlik artışın gri madde hacminde yüzde 0,5’lik bir azalmaya sebep olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte televizyon izleyerek geçirilen hareketsiz yaşam, daha yüksek kalp hastalığı, tip 2 diyabet, kolon ve akciğer kanseri ile erken ölüm riskiyle ilişkilendirilmiştir. Bu sebeple uzun süreler hareketsiz bir biçimde televizyon izlemek yerine kalp, beyin ve vücut sağlığı için faydalı olan aktiviteleri tercih etmek önem taşımaktadır.
Sık sık egzersiz yapmanın, dengeli beslenmenin ve sosyal ve bilişsel olarak meşgul olmanın bilişsel gerileme riskini azaltabileceğini öne sürülmektedir. Televizyon izlemek için uzaktan kumandayı elinize almak yerine ilginizi çekecek bir kitabı okumak ya da yürüyüşe çıkmak gibi keyif alacağınız diğer aktiviteleri yapmanız tavsiye edilmektedir. Bu aktivitelerden bazıları: yüzme, dans, tenis, bahçe uğraşısı veya bisiklet sürmek, hafif veya yüksek tempolu yürüyüş, koşu, aerobik, ip atlama şeklinde sıralanabilir. Örgü örmek, bulmaca çözmek veya bir müzik enstrümanı çalmak gibi beyin fonksiyonlarını uyaran ve fiziksel hareket gerektirmeyen aktiviteler yapmayı da tercih edebilirsiniz.
Televizyonun cihaz olarak zararlarının yanında yayınlanan programların içeriklerinin zararları da yabana atılır gibi değil. Toplumu dönüştürme özelliği var. Yetişkin insanlar, farkında olmadan televizyon programlarının etkisinde kalıyor. Ardından içinden çıkılmaz kültürel ve toplumsal sorunlar ortaya çıkıyor. Diziler, filmler, magazin ve eğlence programları, haber programları insanlara aynı pencereden çok sayıda duyguyu aynı saat diliminde yaşatabiliyor. Televizyon kumandası, hayatımızı kumanda ediyor diyebiliriz.
1) Televizyon her şeyden önce kültürel ve ahlâki değerlerden koparır. Tabi bu durum, izlediğiniz programların içeriği ile alakalı.
2) Televizyon başında geçen bir hayat, tipik bir “sedanter yaşam” yani “hareketsiz yaşam” örneğidir. Televizyon, yetişkin insanları fiziksel aktiviteden uzak bir yaşama alıştırır ve tembelleştirir.
3) Magazin ve eğlence programları adı altında yayınlanan kültürel ve ahlâki seviyesi düşük programlar, özellikle boşluktaki insanları hayal dünyasında yaşatır ve ulaşamayacakları hayatlara özendirir.
4) Kadın ve evlilik programlarındaki olumsuz diyaloglar, toplum arasında önyargılara, ilişkilerde güvensizliğe yol açar.
5) Abartılı ve gerçekten uzak reklamlar, insanları tüketime yönlendirir. Kültürel ve ahlâki değerleri dikkate almayan reklam ve programlar, toplumun değer yargılarını olumsuz etkiler.
6) Şiddet ve cinsel içerikli yayınlar, özellikle gençleri toplum ve aile gerçeklerinden kopararak olumsuz eğilimlere yönlendirir, yetişkinlerde psikolojik sorunlara yol açar.