Sosyal Medyanın Gerçeklik Algısına Etkisi
Sosyal medya, hayatımıza hızla girip gündelik yaşamın bir parçası haline geldi. İlk başta iletişim kurmak, fotoğraf paylaşmak, haber almak için kullanılan bu platformlar zamanla gerçeklik algımızı şekillendiren güçlü araçlara dönüştü. Bugün artık birçok insan, başkalarının hayatlarına bakarak kendi yaşamını değerlendirmeye başladı. Bu da ister istemez kıyas, memnuniyetsizlik ve hatta psikolojik çöküntüleri beraberinde getirdi.
Instagram'da gördüğümüz parlak hayatlar, sürekli gezen insanlar, fit vücutlar ve lüks yaşamlar, çoğu zaman bir kurgu veya en iyi anların yansıtılmasıdır. Ama ekranın arkasındaki gerçek, genellikle bize gösterilenden çok daha farklıdır. Filtrelenmiş mutlulukların arasında kendi sıradanlığımızla yüzleşmek bazen bizi eksik hissettiriyor. Bu da sosyal medyanın bireyin benlik saygısını zedeleyen bir araca dönüşmesine neden oluyor.
Kendi deneyimimden yola çıkarsam, bir dönem sosyal medyada daha çok vakit geçirdiğimde, farkında olmadan kendimi başkalarıyla kıyaslamaya başlamıştım. Benden daha üretken, daha sosyal, daha başarılı görünen insanlar arasında değersiz hissettiğim anlar oldu. Oysa herkesin hayatı kendine özgü bir yolculuk. Bunu anlamam biraz zaman aldı ama şimdi sosyal medyayı daha bilinçli kullanmaya çalışıyorum.
Bu platformlar tamamen zararlı değil; doğru kullanıldığında ilham kaynağı olabilir, bilgi edinme aracı olabilir. Önemli olan, oradaki görüntülerin gerçek hayatın tamamı olmadığını unutmamak. Herkesin bir perde arkasının olduğunu bilmek, kıyas duygusunu azaltıyor ve bizi daha özgür kılıyor.
Gerçeklik, sosyal medyada değil; hissettiğimiz, yaşadığımız, dokunabildiğimiz anların içinde saklı. Bunu unutmadan yaşamak, zihinsel sağlığımızı korumak için çok kıymetli.