Milli Akademi

İSLAMDA TESETTÜR

İSLAMDA TESETTÜR

Hicap veya modern kullanımda tesettür, Müslüman kadınların farklı biçimlerde olabilen giyim ve örtünme başörtüsü ise saçları örten ve baş ve boynu saran, ancak yüzü görünür hâlde bırakan, bileklere kadar kolların ve ayakların örtülü olması açık olmaması kadınlara göre tesettür şeklini ifade eder.  Ar ve haya anlamlarını da kapsayan hicap terimi, başlangıçta bir bölme, perde veya genel olarak kadınların genel giyim kurallarını ifade ediyor. Saçlarını örtmek kadınlar tarafından bir tevazu göstergesi ve özellikle de Allah'a karşı bir saygı göstergesi olarak hayatın doğal bir parçası olarak görülmüştür. Müslüman kadın ve erkeklere iffete uygun hareket etmelerini söyler ve iffet sadece giyim ile ilgili bir konu değildir.

İslam dini örtünmeyi İslami bir zorunluluk değil, tavsiye olarak alırlar. Bu örtünme konusunda fikir birliği olmamıştır. Vücudu sıkı bir şekilde yalıtan giyim ve yaşam tarzının, cilt üzerinde cilt kanserleri, kuruma ve kornifikasyon gibi etkilere yol açtığı bilinen güneş ışınları, soğuk, sıcak gibi dış etkilere karşı vücut üzerinde koruyucu etkiye sahip olduğu düşünülebilir. Bunun yanında bazı kadınlar kendilerini bu giyim tarzı ile daha rahat hissedebilirler. Bunun yanında güneş ışınlarından mahrum kalan bir vücudun özellikle enlem ve iklim açısından Güneşin bazı coğrafi bölgelerde D vitamini aktivasyonu açısından yetersiz kalmasıyla karbon ve Fosfor emiliminin düşmesiyle bağlantılı büyüme çağındaki kızlarda büyüme geriliği, yetişkinlerde kemik erimesi, depresyon, şizofreni, otizm ve alzheimer hastalıklarına yatkınlığının artması mümkündür. 

Örtünme ergenlik ile başlar lakin zorlama ile kısıtlanma ile erken yaşta örtünme hoş değildir. Erken yaşta tesettüre girmek kişinin kendi tercihidir, dinimize göre zorunlu değil ama bunu yapmak kişiyi manevi anlamda huzura erdirebilir. Blu çağından sonra tesettür farzdır. Örtünmeyi ailesel veya dış çevrenin zorlaması ile yapan kadınlar için zor bir ruhsal süreç oluyor. Tesettür zorla olacak bir şey değil aksine insanın inancına bağlılığının sonucunda olması gerekir. Tesettür örtünmek, gizlenmek, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmektir. Bir fıkıh terimi olarak erkek veya kadının şer’an örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir. Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:

 “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (Ahzâb, 59) Bu ayette de aslında kadınların incitilmemesi kadınların düşünülmesi üzerine dinimizin kadınlara verdiği üstün değerin bir göstergesidir. 

 Nûr Sûresi 31. Âyet: Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 

Bu ayeti kerimede ise Dinimizce birbirine haram kılınmamış insanların kim olduklarını yakınlık derecesini belirtmiştir. Ve Mümin kadınların tesettür halinin nasıl olması gerektiğini belirtmiştir. İki tarafında birbirlerine karşı dikkat ettiklerinde zarara uğramadan dünya hayatında huzurlu bir yaşama devam edeceği ahiret hayatında da kurtuluşa ereceği açık bir şekilde gösterilmiştir. Talihsizliklerin yaşanmaması için dinimiz ve rabbimiz bizi koruma altına almıştır. Kim Allah’ın emir ve yasaklarına uyar ise O kişilere cennet müjdelenmiştir. Tesettür zorunluluk la olabilecek bir durum değil dine bağlılık ve iman kuvvetliliği göstergesidir.