Milli Akademi

İnsanın İçindeki İnsan

İnsanın İçindeki İnsan

İNSANIN İÇİNDEKİ İNSAN;

İnsan, tüm evrenin tek akli varlığına sahip olan varlıktır. Gerçekçi ve insan bilinci, belirli bir kimliğe sahip olmaktadır. İnsan nedir? İnsan, özgür iradeye sahip, kendini üretebilen, idare edebilen, düşünebilen ve duygu yönlerine hakimiyet sağlayabilen bir varlıktır. İnsan, merak eden, öğrenme ihtiyacında olan bir varlıktır. Hem kendini hem de kendi dışındaki dünyayı anlamak ister. Elde ettiği bilgiler de onun çevresine uyumunu kolaylaştırır. İnsanı kendinden daha iyi bilen Allah'tan başka kimse yoktur.

İnsan yalnızca çevresini, dış dünyayı değil, kendisiyle ilgili olayları da merak eder. Merak, insanın doğasında vardır. Merak aslında toplum içinde çok sevilmez; ancak gerçekten merak, insan için güzel, insanı geliştirici bir içten gelen bir istektir. İnsanı insan yapan gerçek özellikler işte bunlardır. İnsan bazen tek olmaz; her insanın içinde bir insan yaşar. Ne demek istediğimi anlamamak isteyebilir insanlar ama gerçekten insanların içinde geçmişten bugüne dek yaşayan bir insan daha vardır. Bu insan bazen küçük bir kız çocuğu, bazen bir erkek çocuğu, hatta bazen de kişinin en yakını yani kendisidir. Geçmişten gelen travmalar nedeniyle insanlar, geçmişteki veya gelecekte olan hayali kendisini bir türlü bırakamaz ya da bırakmak istemez. Çünkü o artık ona herkesten daha yakın bir hayat arkadaşıdır. İnsanın içindeki bu insan, onun en hassas yeridir. Unutamadığı, kaldırmaya kıyamadığı, hatta bazen unutmayı beceremediği insandır. Bu dünyada çok aile görüyoruz, çok hayat, çok yaşanmışlık hikayeleri. Hepsi birbirinden acı dolu hikayeler, aileler. İnsan, içindeki insanın dahi onu sevmesini ister. En başta bir çocuk, ailesi tarafından sevilmeyi, değer görmeyi ister; tabii bu sevgiyi gösteremeyenler, bunu kendine zahmet hissedenler, çocuğuna ailesine karşı nefret hissedenler. Emin olunuz ki bu kincilik değildir. Aslında herkesin içindeki insan, görmemişse sevgi saygı, bunu göstermesi onun için zordur. Çok sevilen bir diziden alıntı olan: "Seni dünyaya getirenler sevmediyse eğer, tüm dünya seni sevse de sevgisiz hissedersin." Bir gelecek inşa etmek istiyorsak, gelecek nesilleri iyi yetiştirmemiz gerekiyor. Bunun en başı, içimizdeki insanı doğru yetiştirmek; ne kadar acı da olsa hayatımızı iyi yaşayabilmek. 

Tabii, tıbbi olarak bu bir hastalık olarak sayılabiliyor. Toplumumuzda da bu büyük psikolojik bir hastalıktır.  Hastalıktan daha ziyade, geçmişin üzerimizde bıraktığı yalnızlıktır. Geçmiş aslında bazen en güzel anılarımızı barındıran zihnimizin en hassas yeridir; ancak kiminin tüm anıları güzeldir, kimsenin acı olan anıları, yaşanmışlıkları da vardır. Bu acılar, insanın zihninde, kalbinde hasar bırakır. Akıl unutsa bile kalp asla unutamaz. Sadece bir süre hiçbir şey yokmuş gibi hisseder. Bu acı anıları unutmamız gerek; unutmak kolay bir şey değildir. Ama gerekli psikolojik desteği aldıktan sonra bunu toplum olarak başarabiliriz. Bir insanın toplumun içinde farklı kişilerce değerlendirilmesi ve kendi bakış açısıyla anlatması tek başına bir farklılıktır. Onlarca yıl önce birinin anlattığı bir hikaye, bir yaşanmışlık ya da yaşanmamışlık bilinçtir. Yani içimizdeki insan, geçmişin bir izidir. Ama bu iz, içimizdeki insan aslında insanın kendisidir. Geçmişte olan kendisidir. Günümüzün en büyük hastalığı aslında sevgisizliktir. İnsanlar sevgisiz büyütüldüğü için içinde başka bir insan yaşatıyor. Unutulmaması gereken en önemli şey SEVGİ her şeyi iyileştirir.