Milli Akademi

ÖZGÜRLÜK SINIRIMIZ

ÖZGÜRLÜK SINIRIMIZ

Sizce ne kadar özgürüz? Ya da gerçekten özgür müyüz? Özgürlük kişiden kişiye değişir ancak en keskin ve doğru olan özgür olmak, sınırsız değil aksine sınırları, duvarları olan bir bağımsızlıktır; ama bu bağımsızlık gerçek mi, orası düşünülür. Kimse tam özgür değildir, başkasının özgürlük sınırlarına kadar özgürüz. Başkalarının özgürlük hakkını ihlal edemeyiz. Ama insanlar bunu ne kadar uyguladıkları muamma; başta ailemiz de olmak üzere herkes sadece kendi özgürlük alanlarına odaklandıkları için başkasının özgürlük alanlarını ihlal edip etmemek onlar için önemli değildir.  


Özgür olmak istediğimiz her şeyi yapabileceğimiz anlamına gelmiyor. Keşke her istediğimizi yapabilseydik. Çevremizde olan insanları da düşünmeliyiz, yani EMPATİ. Tabii bu zamanlarda artık bunu insanlarda bulamıyoruz. Artık her şey insanlar için kendi istediği; başkasının ne düşündüğü, ne hissettiği, neler olabileceği kimse kimseyi anlamak istemiyor. Ayrıca bunlar günümüzün en çok ortaya çıkan problemleri olmakta. Özgürlük bir nevi uçan kuş gibidir; istediği zaman uçmak, ama ayağına taş bağlayan biri olmazsa ya da kanatlarını kıran, uçmasını engelleyen biri olmazsa o kuş uçar ve özgür olur. İnsanoğlu o kuşu altın kafeste de beslese o kuş için altın kafes bir hiçtir o sadece uçmak özgür olmak isteyecektir. İnsanlar özgür olursa kendi sınırları içerisinde, işte o zaman herkes mutlu olabilir. Özgür olmadığımızın en açık işareti acı çekmektir; ne zaman özgürlük azalır, o zaman acı artar. Bu, tüm canlılar için geçerlidir. Hapis edilmiş bir hayvanı gözlerseniz, ne kadar gergin ve kaygılı olduğunu ve ıstırap çektiğini görebilirsiniz. Buna örnek olarak hayvanat bahçelerindeki hayvanlar; özellikle uzun süredir hayvanat bahçelerinde hapsedilmiş hayvanlara baktığımızda bu özgürlük eksikliğinin sonuçlarını daha açık görürüz: hayvanlar psikolojik sağlıklarını yitirmişler ve bir hayvan kalıntısına dönüşmüşlerdir, kendi doğalarından uzaklaşmış, sürekli bir ıstırap içindedirler. Aynısı insan için de geçerlidir. İnsanın içinde bulunduğu kafesler ve zincirleri çok daha karmaşık ve görünmez olanlardır.  

Uzun bir süredir özgürlüğünden yoksun bir insan, ışıltısını yitirmiş bir insan kalıntısına dönüşür; bunu ışığını yitirmiş gözlerinde görebilirsiniz. Bu insanlar kendilerini hiçbir yere ait hissedemezler. Topluluk içinde hep bir fazlalık, eksik gibi hissederler; tam olamazlar, sanki en önemli parçası yokmuş gibi. Bunu dışarıdaki insanlar göremez, anlayamaz. Özgür olamayan insanlar özgürlüğünü bulmaya çalışmalılar; özgür olmadıklarının farkına varmaları zaman alacaktır. Çünkü kabul etmeyecekler, ben özgürüm deseler de içindeki küçük çocuk bunu fark edecektir. Gerçekten özgür olmak isteyenler, bunu ancak zincirleri, kendilerine verilmiş olan kuralları kırarak başarabileceklerdir. Özgür olabilmek başarıdır ama özgür hissedebilmek daha büyük başarıdır. Bu, özgürlüğün en gerçek anlamıdır. Özgürlük insanlar hayvanlar hatta doğada olan tüm canlılar için çok değerlidir. Ne kadar özgürlük o kadar mutluluk .  :)